Phaselis ranta, talana teslim ediliyor!

Baran BOZOĞLU   7.3.2014

Ülkemizde gün geçmiyor ki, doğal/kültürel alanlar yapılaşmaya açılmasın… Ne yazık ki, bir tarihi ve doğal alan daha Antalya bölgesinde, toplumdan koparılıyor ve ranta açılıyor.


Beydağları Olimpos Milli Park sınırları içinde bulunan ve yine bir kısmı(18.626 m2) 1. Derece SİT alanında bulunan alana, 180,009 m2 alanın 161.383 m2`lik kısmına 280 odalı, 3 adet yüzme havuzlu, 6 adet Tenis Kortlu, 100 Araçlık Üzeri Kapalı Otoparkı olan, 1000 kişi kapasiteli otel ve tatil köyü yapılarak, Rixos Otelleri zincirine bir halka daha eklemek istenmektedir.

Söz konusu projedeki hukuksuzluklar ve bilim dışı uygulamalara bazı örnekler vermek gerekirse:

Alanda süreç bilim dışı ve tersten işletilerek rantın önü açılmıştır.

Önce alan tahsis edilmiş, daha sonra şirket, gereken evrakları toparlamış, proje hazırlanmış, Uzun Devreli Gelişim Planı yapılmış, ardından imar planları yapılmıştır. Yani, önce Milli Park sınırları içerisinde orman olarak belirlenen arazi, yatırım amaçlı tahsis edilmiş, ardından buna uygun yasal prosedür yerine getirilmiştir.

 

Milli Parklar Kanunu 8. Maddesinde açıkça “…Milli park ve tabiat parklarının gelişme planları kesinleşmeden bu Kanunda sözü edilen izin verilemez.” denilmektedir. 180 dönümlük, biyoçeşitliliği yoğun olan, doğal alan, orman alanı herhangi bir plan olmadan tahsis edilmiş, tahsis işleminin ardından planlar hazırlanmıştır!

Alanın Bütününe dair Koruma Kurulunun İncelemeleri Devam Etmektedir!

Tahsis edilen alan, Turizm Gelişim Bölgesi içinde kalmakla beraber turizm merkezi değil, MİLLİ PARK alanıdır. Ayrıca alan uluslararası sözleşmelerle korunmuş tarihi Antik Phasilis kentinin hemen arkasında ve arkeolojik alana bitişik iç içe bir alandır. 2012 yılında Antalya Kültür Varlıkların Koruma Bölge Kurulu, alanın tarihi SİT olma özelliğini genişletmiş ve tahsis edilen alanın 20,000 metre karesi daha SİT alanı ilan edilmiştir. Arkeologların girişimiyle alanın tamamının SİT olması talep edilmiş, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 17.02.2014 Tarih ve 2399 K.sayılı kararı ile tahsis alanı da kapsayan bölgenin jeomanyetik alan etüdlerine yönelik bilimsel bir çalışma ile alanın arkeolojik özelliğinin yeniden araştırılmasına karar vermiştir.

Arkeolojik olarak yeniden araştırılmasına karar verilen bir bölgede, yani coğrafyamızın tarihine dair yeni verilerin olabileceğine dair çalışmaların yapılmasına karar verilen bir bölgede, nasıl olur da “otel” yapılmasının önü açılabilir? Tabiri caizse, tarihin, kültürün fışkırdığı bir alanın, halkın malı olan bir alanın ranta teslim edilmesi, belirli çıkar gruplarının eline bırakılması kabul edilemez!

Tahsis Bedeli Belirsiz!

Öte yandan, Orman Bölge Müdürlüğü`ne sormamıza rağmen, 4/2/2014 tarihli cevaplarında alanın ne kadar bedelle tahsis edildiği ise öğrenilememiştir. Bu bedel de hiç kuşkusuz sorgulanmalı, bu konuda Bakanlık şeffaf hareket etmelidir.

Tahsis Orman Kanunu`na Aykırı!

Orman kanunun 17. maddesi hangi durumlarda ormanlık alanın tahsis edilebileceğini ya da kiralanabileceğini belirlemiştir. Buna göre 17. maddenin 3. Fıkrasında “…Devlet ormanları üzerinde bulunması veya yapılmasında kamu yararı ve zaruret olması halinde” denilmektedir.

Yasanın bu maddesi,  ormanlık alanda yapılabilecek tesisleri tek tek saymış,  bu tesislerin yapımına da ancak ‘kamu yararı ve zaruret hali`nin bulunması durumunda izin vermektedir. Alanda otel ve tatil köyü yapılacağı açıktır.  Ne var ki, Yasanın bu maddesi Milli Park Statüsündeki Ormanlık alanda, OTEL veya TATİL KÖYÜ yapımına izin vermediği gibi, Otel veya tatil köyü yapımında  “kamu yararı ve zaruret” de bulunmamaktadır.

Arkeolojik SİT Alanı için Geçiş Alanı Belirlenmemiş!

Sit alanı ile tahsis edilen alan iç içedir. Gerek Yönetmelikte geçen tanımlarda, gerekse Koruma Kurulu İlke kararlarında, 1.Derece arkeolojik sitlerin etrafında etkileme geçiş alanlarının belirlenmesi gerekliliği ortaya konmaktadır. Dava konusu parselde sit alanı etrafı herhangi bir etkileme geçiş alanı yapılmadan tahsis edilmiştir. Sit alanının bitmesi ile inşaat alanı başlamıştır. İnşaat alanının hemen yanı ile denize bakan kısmının önü, 1.Derece Arkeolojik sit olan, Uluslararası öneme sahip Phaselis Liman Kenti`dir. Tahsis edilen alanda büyük bir 5 yıldızlı turistik tesis yapımı amaçlanmıştır. Tesisin ve otelin yapımı, inşat aşaması, inşaat ve sonrası kullanımı, alt yapı tesisleri antik kente, doğal site ve milli parkın bu bölümünde kalan orman ekosistemine zarar verecek konumdadır.

DOĞA YOK EDİLİYOR, İL ÇEVRE MÜDÜRLÜĞÜ SORGULAMIYOR!

Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği`ne göre, söz konusu proje için ÇED sürecine girilip girilmeyeceğine dair karar verilmek üzere Proje Tanıtım Dosyası hazırlanmıştır. Antalya İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü kendilerine sunulan Proje Tanıtım Dosyası`nı (PTD) inceleyerek, doğal sit alanı olan bir bölgede yapılacak olan proje için ÇED sürecini gerekli görmediğini belirtmiş ve ÇED Gerekli değildir kararı vermiştir.

Antalya İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü verdiği karar ile projenin çevresel etkilerini göz ardı etmiş ve PTD`de bulunan hataları irdelememiştir.

PTD İçerisinde Birçok Eksiklik Bulunmasına Rağmen İl Müdürlüğü Neden Olumlu Karşılamıştır?

Proje Tanıtım Dosyası, ÇED sürecinin gerekli olup olmadığına dair bilgiler içermeli ve ÇED Yönetmeliği`nde belirtilen formata uygun olmalıdır. Ancak ne yazık ki, Proje Tanıtım Dosyası içerisinde projeye dair birçok detay bulunmamakta, çevresel etkiler irdelenmemekte, önlemler yönetmeliklere atıf yapılarak geçiştirilmekte ve güncel olmayan modelleme metotları kullanılmaktadır. Bu eksiklikler ise İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından irdelenmemiş ve kabul edilmiştir.

PTD dikkat çeken sorun alanları;

Proje tanıtım dosyası, alanla ilgili özellikler içermemekte, alanın 20 dönüm kadarı 1. Derece ARKEOLOJİK SİT alanı olmasına rağmen bununla ilgili hiçbir inceleme bulunmamakta, MİLLİ PARK statüsünde bulunan ve ORMAN olan alanla ilgili özel bir değerlendirme yapılmamakta, hatta 161,000 metrekare alana oturacak ve içinde tenis kortu, otopark 280 oda ve 3 yüzme havuzu, restoran ve alışveriş merkezi bulunacak böyle bir kompleks için kaç ağaç kesileceğine ilişkin bilgi dahi bulunmamaktadır. 

 Dosyada proje alternatifi hiç tartışılmamıştır. Yerin tapulu olduğundan bahisle bu tartışmanın yapılmadığı sayfa 7 de belirtilmiştir. ( Tapu Senedi EK15 Proje Tanıtım Dosyası) Oysa alan, dava dışı şirketin tapulu malı değil, irtifak hakkı  devletten (Orman Bakanlığı adına Maliye`den) alınan bir kamu malıdır. Şirket, yerin tapulu malı olduğunu beyanla gerçeğe aykırı beyanda bulunmaktadır. Yer üst hakkı ile dava dışı şirkete tahsis edildiğinden bu projenin alternatiflerinin de tartışılması kaçınılmazdır. Bu hususun tartışma alanı da her şeyden önce ÇED sürecinde yapılır. PTD`de bu yapılmaz, bu nedenle tanıtım dosyası yetersizdir.

Alan, başta da belirttiğimiz gibi, Antik Phaselis kentinin hemen arkasında bir kısmı da arkeolojik sit sınırı içerisinde kalan, aynı zamanda Milli Park olan ormanlık bir alandır. Burada proje için 19,000 metreküp (m3) (2,5 metre yüksekliğinde futbol sahası)  hafriyat çıkacağı hesaplanmıştır. (sy.13-15) Bu kadar büyük (32,300 ton olarak hesaplanmıştır) hafriyatın nasıl çıkarılıp nasıl depolanacağına dair PTD dosyasında herhangi bir veri bulunmamaktadır. Kullanılabilir nitelikte hafriyatın dolgu malzemesi olarak kullanılacağı, kalanının ise Tekirova belediyesinin göstereceği yere döküleceği belirtilmiştir. Hafriyatın etkisine dair somut ve gerçekçi ifadeler kullanılmamaktadır. Hafriyatın ise arazinin, proje alanının neresinden çıkarılacağına dair herhangi bir bilgi verilmemiştir. Hafriyatın nereden nasıl çıkacağı mutlaka belirtilmelidir.

180 dönümlük bir orman alanında yapılacak olan kazı çalışmasında, doğal alanın tahribatı, kaç adet hangi tip ağaç kesileceği, hangi canlılara zarar verileceği, flora ve faunaya dair etkilerin neler olacağı, bu etkinlerin engellenmesi için ne gibi önlemler alınacağı hakkında en ufak bir açıklama yer almamaktadır. Söz konusu bölge 1. Derece doğal sit alanını da kapsamakta, ciddi bir biyo çeşitliliğe sahip, endemik türlerin de bulunabileceği bir alandır. Bu alana dair bitki örtüsü ve canlılara, flora ve faunaya dair çalışma yapılmadan inşaata başlanması ciddi çevre katliamına neden olacaktır. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün bu konuda herhangi bir talebinin olmaması ise mutlaka sorgulanmalıdır!

 Yapılacak otel için ağaçların yok edileceği su götürmez bir gerçektir. Otelin yapılması ile gerçekleştirilecek olan peyzaj çalışmasına ve hangi tip bitkilerin, ağaçların bu peyzaj, bahçe düzenleme çalışmalarında kullanılacağına dair herhangi bir ifade yer almamaktadır. Yaşamın kaynağı olan bu bölgede bitki örtüsüne uygun olmayan “palmiye ağaçlarının” veya diğer bitki türlerinin dikilecek olması biyo çeşitliliği olumsuz etkileyecektir. Bu konuda PTD içerisinde herhangi bir ifade, çalışma yer almamaktadır. Sırf bu nedenle bile ÇED sürecinin işletilmesi gerekmektedir.

 Raporun 11.sayfasına konu Tablo-4`te “proje kapsamında özellikle inşaat aşamasında 2 adet kamyon ve 1 adet ekskavatör çalıştırılacağı” ifade edilmektedir. Öyle bir otel inşaatı düşünün ki beton bile kamyonda karılıyor, ekskavatörle katlara çıkarılıyor. Yani kullanılacak iş makineleri bile gerçeği yansıtmıyor. “Mobil Vinç, Transmikser, Silindir, Hidrolik kırıcı vb.” hiç mi kullanılmayacaktır? İnşaat aşamasına dair gerçekçi veriler verilmemektedir. Gerçeklerin gizlenmeye çalışıldığına dair şüpheler bu konuda da somutlaşmaktadır.

Projede “arazi hazırlık aşaması” hiç olmayacakmış gibi ifadeler yer almaktadır. Aşağıdaki şekilde de bu konu belirtilmemiştir. Arazi hazırlık aşamasında bitki örtüsü olumsuz etkilenmekte, ağaç kesimi gerçekleştirilmektedir. Bu konuya dair herhangi bir bilgi verilmemesi dikkat çekicidir. Arazinin fotoğrafları incelendiğinde bitki örtüsünün yok edileceği açıkça görülebilmektedir.

Sahada patlatma yapılıp yapılmayacağına dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Sadece ekskvatör ile kasının yapılması yeterli olmayabilmektedir. Jeolojik açıdan sert bölgelere denk gelinirse, kaya vb ile karşılaşılma durumunda, patlatma, kırma gibi yoğun etkileri (toz, gürültü vb) olan işlemler gerçekleştirilebilmektedir. Bu konuda da mutlaka değerlendirme yapılmalıdır.

Yapıldığı iddia edilen Rüzgar modelleme çalışmalarında kullanılan verilerin Antalya iline ait olup olmadığı hiçbir şekilde anlaşılmamaktadır. Bununla birlikte, kullanılan modelleme yöntemi Gauss`tur ve artık geçerliği hiç yoktur, bunun yerine Meteoroloji Bölge Müdürlüğünden saatlik veriler alınmalı ve saatlik modelleme yapılmalıdır. Kullanılan modelleme tekniği yerine Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü`nün önerdiği modelleme metotları tercih edilmelidir.

Proje inşaatı sırasında 150 personelin çalışacağı bölgede şantiye kurulup kurulmayacağına dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

Projenin inşaat ve işletme aşamalarında ekosisteme etkisi (flora-fauna) irdelenmemiştir. Yer altı su kaynaklarına, denize, ormanlık alana, endemik türlere dair etkileri PTD içerisinde yer almamakta ve bu konuda herhangi bir öneri, çözüm ve önleyici faaliyetten söz edilmemektedir.

İnşaat Yoğunluğunda “ali cengiz oyunu!”

Koruma Amaçlı İmar Planları İle Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi Ve Müelliflerine İlişkin Usul ve Esaslara Ait Yönetmeliğine göre, içerisinde 1.derece arkeolojik ve doğal sit alanı barındıran ve herhangi bir yapılaşma koşulu getiren kararlardan önce, sit alanı sınırlarının planlara işlenerek Koruma Amaçlı İmar Planı yapılması ve sonrasında tahsis işleminin gerçekleştirilmesi gerekirdi. Dava konusu yaklaşık 180 dönümlük parselin 20 dönümü sit alanında kalmaktadır. Tahsis yapılırken sit alanına ilişkin bölüm çıkarılmaksızın, parselin tamamı tahsis edilmiştir. Parselin sit olmadığı iddia edilen 160 dönümlük kısmında yapılaşma izni verilmesi, kararı geçerli kılmaz.  Zira, parselin tamamı (180 dönümü) esas alınarak inşaat emsal oranı belirlenmektedir. Diğer bir deyişle alanın sit alanı olan 20 dönümlük kısmının tahsisi iptal edilerek 160 dönüm üzerinden yapılaşma emsali belirlenmesi gerekirken 180 dönüm üzerinden yapılaşma kararı belirlenecek, dolayısıyla 160 dönüm üzerine ilave bir yoğunluk getirilecektir. Koruma Amaçlı İmar planı yapılması ve sit alanının parselden çıkarılması halinde inşaat alanı emsal hesabının 160 dönüm üzerinden hesabı yapılacaktır. Koruma Amaçlı İmar planı yapılmadan total tüm parsel üzerinden tahsis ile inşaatı yapacak firma fazla emsal kazanarak haksız rant sağlamaktadır.

 PROJE DURDURULMALIDIR!

Böylesine önemli, tarihi ve doğal bir alanın tahsisinden, çevresel etkilerinin değerlendirilmesine kadar ciddi hukuksuzlukların ve hataların olduğu açıkça görülmektedir. Phaselis`te yapılması planlanan projede var olan bu açık usulsüzlükler, ülkemizdeki rant politikalarının uygulandığının, halkın olan doğanın, yaşam alanlarımızın belirli çıkar gruplarına teslim edildiğinin göstergesidir.

 Ayrıca, Bakanlıklar arasında koordinasyonsuzluk olduğu, doğal ve tarihi alanlarımıza dair her kurumun farklı kararlar verdiğini, bu kararların dönemsel olarak ve projelere, projelerin sahiplerine göre farklılık gösterdiği de, artık gün gibi ortadadır. Bakanlıkların, koruma kurullarının görevi, kamu yararı gözetmektir, doğayı korumaktır, halkın alanlarına sahip çıkmaktır, herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını sağlamaktır!

Ülkemizde Çevresel Etki Değerlendirme mevzuatının geldiği durumu görmek adına ise ibret verici bir projedir. Phaselis`in hataları ve eksiklikleri barındıran Proje Tanıtım Dosyası`nın İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından yeterli görülmesi, böylesine tarihi, kültürel ve doğal önemi bulunan bir alanda yapılacak projede ÇED sürecinin işletilmemesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ve Çevre Mevzuatının ülkemizin sorunlarına çözüm üretmekten oldukça uzaklaştığını, daha çok rant çevrelerinin işini kolaylaştıracak çalışmalar yaptığını ortaya koymaktadır. Tıpkı, 3. Havalimanı`nın birçok hatayı eksikliği barındıran ÇED raporunun  aynı bakanlık tarafından olumlu ve yeterli karşılanması gibi…

HUKUKİ SÜRECİ BAŞLATTIK

Phaselis`te yapılması planlanan projeye dair meslek odalarımızın, sivil toplum kuruluşlarının ve yurttaşların katılımı ile iki dava açılmıştır. İlk dava alanın tahsisinin iptal edilmesi amacıyla açılmıştır. Dava Konusu;

Ares Phasilis İnşaat Turizm AŞ`ye 49 yıllığına tahsis işlemine onay veren  Orman ve Su işleri Bakanlığı`nın 29/7/2005 tarih ve 25 sayılı OLUR`u ile buna bağlı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı`nın 14/10/2005 tarihli 153236 sayılı  OLUR`u ile işlemlerinin iptali,

Tahsis işleminin,  Beydağları Olimpos Milli Park sınırları içinde bulunması ve yine bir kısmı(18.626 m2) 1. Derece SİT alanı olması nedeniyle tahsise bağlı projenin  uygulanması halinde ileride telafisi mümkün olmayacak zararlar meydana getireceğinden,  takdiren davalı idarenin savunması alınmadan, davanın ihbarı gibi usuli işlemler beklenmeden, yürütmenin durdurulması talebidir.

İkinci dava ise Antalya İl Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ÇED gerekli değil kararının iptaline yöneliktir. İkinci davanın konusu ise;

Antalya ili, KEMER ilçesi sınırları içinde, Phaselis mevkiinde 878 parsel numaralı 180,009 m2 alanın, 280 odalı otel ve tatil köyü projesi için  dava dışı Ares Phasilis LTD ŞTİ`ne tahsisinde verilen  26/12/2013 tarih ve 23822202 220-02 e-201435 sayılı  “ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR”     kararının iptali.

Yapılacak proje ile doğal, tarihi ve kültürel güzellikleri barındıran bu önemli bölgenin toplumdan kopartılacağı, özel mülkiyet alanına tabi olacağı ve halkımızın bu alanlara erişiminin engelleneceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, biran önce tarihi ve doğal sit alanlarına yapılması ön görülen projeler durdurulmalıdır.

Baran BOZOĞLU

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu Başkanı

Dr. Baran Bozoğlu TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı © 2019

Menü

Sosyal Medya Hesaplarımız