1 Yıl 1 Gün Gecikmeli Gerekçe…

Baran BOZOĞLU   7.7.2015

Son cümle, en başta daha anlamlı:


Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı gollerini seven alabalık ve onun yarım kiloluğu                                     pulsuz gümüş derisinde kızıltılarla Bolu’nun Abant golünde yüzebilsin diye bütün bu haykırışımız, mücadelemiz…

Çevre sorunlarına, mevzuata ve uygulamaya dair “en önemli karar” ın gerekçesi bir yıl bir gün sonra Anayasa Mahkemesi tarafından yayımlandı.

IMG_3011

 

 

04.07.2015 tarihli gerekçeli kararın ana konusu Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğinden muaf tutulan projelerle ilgili.

(ÇED: Çevresel Etki Değerlendirmesi, Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliği ile düzenlenmiştir, ÇED bir engel, sadece bir rapor değildir. Sadece ve sadece projelerin yapılıp yapılmamasına karar verilebilmesi için bir planlama sürecidir, demokratik katılım sürecidir ve çevresel, sosyal etkileri başta tespit etmeyi, önlemeyi hedefler)

ÇED Yönetmeliği 1993 yılında yayımlandığında, yayım tarihinden önce planlanan projeleri muaf tutan bir madde de yönetmelikte yer almıştı. Tartışmalı da olsa kabul edilebilir bir muafiyet sayılabilir çünkü yönetmelik ilk defa yayımlanmıştır. Ancak ardından gelişen silsile bu maddenin ülkemizin nasıl başına bela olduğunu ortaya koyar nitelikte.

Her türlü projenin ÇED sürecinden muafiyetini sağlayan “geçici 3. madde” her Hükümet döneminde farklılaştı. Refah-Yol Hükümetinde 1997 yılından önceki kalkınma programlarında yer alan bütün projeleri kapsar hale geldi. Muafiyetler 23/6/1997 tarih ve 23028 sayılı Resmi Gazete’de Geçici 1. Madde ve 2. Madde olarak yayınlandı. (1) – (2)

Görüleceği üzere, ÇED muafiyetinin kapsamı bu Yönetmelik değişikliğinin birinci maddesi ile 1993 tarihli düzenleme aynen korunurken, düzenlemeye eklenen geçici 2. Madde ile 23/6/1997 tarihli Yönetmeliğin yayımından önce güzergah belirlenmesini gerektiren faaliyetlerden ilgili mevzuat gereğince, güzergahı belirlenen veya yatırım programına alınan petrol ve gaz boru hatları, enerji nakil hatları, otoyollar, ekspres yollar, devlet yolları ve il yolları faaliyetleri açısından ÇED yönetmeliği hükümlerinin uygulanmayacağı düzenlendi.

MUAFİYETE DEMOKRATİK SOL AYARI…

DSP, MHP, ANAP Hükümetinde Çevre Bakanlığı DSP’li Fevzi Aytekin tarafından yürütülmüştür. O dönemde 6/6/2002 tarih ve 24777 sayılı Resmi Gazete’de söz konusu madde; Geçici 4. Madde olarak yayınlandı. (3)

Muafiyet için “belgelendirme” şartı arandı yani önüne gelen herkes ben işletmeye başladım diyerek idareyi kandıramaz, belgelendirmesi gerekmektedir denildi… Yalnız muafiyetler yönetmelik öncesi ile sınırlandırıldı.

IMG_4273

Bu değişikliğin ardından iki kez daha küçük değişiklikler yapıldı, ancak özü korundu.

  1. DÜNYA ÜLKESİ MİSALİ KALKINMA…

AKP Hükümetinin de iktidara gelmesi ile yaptığı ilk düzenlemeler arasında Çevre Bakanlığını ve Orman Bakanlığını birleştirmek de yer aldı. Çevre yönetiminin idari yapılanması açısından oldukça önemli bir karardır çünkü küçük Çevre Bakanlığı, devasa Orman Bakanlığının içerisine adeta gömüldü. Başka bir yazının konusu olan bu değişim elbette ki, ÇED sürecini etkiledi.

Geçici 3. madde ile yasa metni haline getirilen ÇED muafiyetine ilişkin altıncı düzenleme, 17/7/2008 tarih ve 26939 sayılı Resmi Gazete’de Geçici 3 üncü madde olarak yayımlandı. (4)                 Bu düzenleme ile muafiyet oldukça genişletildi ve 1993’den önce herhangi bir yerde adı geçen herhangi bir proje de muafiyet kapsamına alındı. Bu kabul edilemez! ÇED’in ve sağlıklı çevrede yaşama hakkının doğasına aykırı bu düzenlemeye TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) tarafından dava açıldı ve yürütme durdurma kararı alındı.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun yürütmeyi durdurma, Danıştay 6. Dairesinin iptal kararı sonrasında geçici 3. Maddesinde 14 Nisan 2011 tarih 27905 sayılı Resmi Gazete’de aşağıda belirtilen şekilde yeni bir değişiklik yapıldı ve Danıştay’ın 7/2/1993 tarihinden önceki muafiyetlerin geçersiz olduğuna dair tespiti adeta yok sayılarak bu tarih 17/7/2013 ve 17/7/2015 tarihlerine kadar genişletildi.(5)

Mahkeme kararlarını göz ardı eden, 3. dünya ülkelerinin büyüme çabalarını sergileyen, çevre sorunlarını önemsemeyen, halk sağlığını dert etmeyen, projelerin çevresel etkilerini bile değerlendirmekten kaçınan kısacası yazılabilecek birçok uygunsuzluğu barındıran bu düzenleme, AKP hükümetinin çevre mevzuatındaki en büyük tahribatları arasında yerini aldı. Ancak bu düzenlemeye de ÇMO tarafından dava açıldı ve Danıştay 14. Dairesi tarafından aşağıdaki tarihi ve birçok davaya altlık oluşturan karar ile iptal edildi.

“…Kaldı ki, 2872 Sayılı Kanun yürürlüğe girmesinin üzerinden yaklaşık  30 yıl, ilk yönetmeliğin yürürlük tarihinin üzerinden ise 20 yıl gibi çok uzun bir süre geçerken, aradan geçen süre içinde yatırıma başlanmamış projelere yeniden ve tekrar ÇED sürecinden belli süreyle muafiyet sağlayan düzenlemenin çevrenin korunması ilkesi açısından hukuki bir dayanağı bulunmuyor.”

1 Nisan 2014 tarihinde ÇMO’ya tebliğ edilen bu net karara rağmen 05.04.2013 tarihinde “dava açtığına pişman eden bir düzenleme” ile yeniden yayımlandı. Bu sefer, yapılacak proje için gerekli olan bütün tesisleri de ÇED muafiyeti kapsamına aldı. Sen misin dava açan!!!(!) (6)

IMG_3104

 

Bu ifade ile 3. köprü (1993 yılı yatırım programında) projesindeki, İzmir-Gebze otoyolundaki ve 1997 ve öncekisindeki yatırım programlarında yer almış olan bütün projeler ve projeler için gerekli olan bütün tesisler (taş ocakları, asfalt tesisleri v.b.) ÇED sürecinden muaf tutuldu.

Bu acelenin elbette bir nedeni vardı; 3. köprü projesi ÇED sürecinin işletilmesi için ÇMO tarafından açılan davada karar verilme tarihi yaklaşırken ÇED Yönetmeliğine tekrar muafiyet konulması!

MUAFİYET KANUNDA!

Bununla da yetinilmedi, ÇED muafiyetleri 29.05.2013 tarihinde torba kanun ile Çevre Kanunu’na eklendi. Yani ÇMO’nun dava açması açıkça önlenmek istendi…

Ana muhalefet partisi olan CHP’nin, bu yanlış düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine taşımasıyla (ÇMO’nun elindeki bilgi ve belgeleri de paylaşmasıyla), 03.07.2014 tarihinde mahkeme düzenlemeyi kısmı iptal etti (…planlama aşaması geçmiş ve ihale süreci başlamış olan veya” ifadesi iptal edildi).(7)

Bu iptal kararı ile 1997 ve öncesinde yatırım programında yer alana ve artık işletmeye başlayan, üretime başlayan tesisler dışında herhangi bir proje kesinlikle ÇED muafiyeti kapsamında değerlendirilemeyecekti…

ANAYASA MAHKEMESİ KARAR İÇERİĞİ

Anayasa Mahkemesi 03.07.2014 tarihinde verdiği kararın gerekçesini 1 yıl 1 gün sonra yayımladı. Yani karar yeni yürürlüğe girdi. Kim bilir o sırada hangi projelere muafiyet sağlandı… Ancak zamanla tespit edebileceğiz. Mahkeme 5-6 sayfalık gerekçeyi neden bir yıl bir gün sonra yayımlayabildi, gerçekten de tartışılması gereken bir konu.

Ancak kararın içerisinde önemli noktalar, Anayasa’nın 56. maddesindeki sağlıklı çevrede yaşama hakkına ve “geri dönüşü olmayan zararlar” sorununa bol atıflar ve ÇMO’nun geçmiş davalarındaki kazanımlarına, Danıştay’ın kararlarına atıflar var. Yani görünen köy kılavuz istedi, haklı olduğumuzu bildiğimiz konu bir de yüksek mahkeme tarafından onaylandı…

Burada dikkat çekici olan, işletmeye ve üretime başlamış olan projelerin (HES ler, otoyollar, termik santraller v.b, 1997 yılı önceki yatırım programlarında da yer alan) ÇED muafiyetlerinin devam etmesi kararı verilmiş olması. Bu kararı verirken de işletmeye alınmış tesislerde ÇED sürecinin işletilmesinin ekonomik olarak yararlı olmayacağı vurgulanmış! Bu karara karşı oy kullanan Anayasa Mahkemesinin iki üyesi (Osman Alifeyyaz Paksüt ve Zehra Ayla Perktaş),  geri dönüşü olmayacak zararların önüne geçilmesi adına ÇED sürecinin bu projelerde de işletilmesi gerektiğini mantıksal ve kamu yararı gözeten gerekçelerle açıklamışlar…

An itibariyle, 1997 yılından önce yatırım programına alınan projeler de dahil olmak üzere bütün projelerde artık ÇED süreci işletilmek zorunda!

Bu karar, 3. köprüyü de, İzmir-Gebze Otobanını da kapsıyor, ancak ne yazık ki, o projelerde  “atı alan Üsküdar’ı geçti”…

IMG_4209

SONUÇ YERİNE

Bu süreçte birileri maddi olarak kazandı, birileri koltuklarını koruma derdine düştü, doğa zarar gördü, etkiler değerlendirilemedi ve sonuç olarak topluma hastalık, çevre kirliliği olarak yansıdı. Birileri de mücadele etti, davalar açtı ve geç de olsa sonuç alındı.

Biz hep mücadelenin, iyinin, doğrunun tarafında, planlamanın, bilimin, halkın tarafında durduk, davalarımızı, söylemlerimizi bunlar üzerinden sürdürdük ve kazandık…

Bu dava sonucu bütün dünyaya, doğaya, halkımıza hediye olsun.

Ne var ki, cevaplarını tahmin edebildiğimiz birkaç soru da zihinlerimizde:

1- Anayasa Mahkemesi, kararının yürürlülüğe girmesi için yapması gereken 5-6 sayfalık gerekçeyi neden bir yıl bir gün sonra yayımladı?

2- Anayasa Mahkemesi, bu kadar hayati bir konuda bu kadar geç hareket ederse, diğer mahkemelerde kararların gecikmesini nasıl eleştirebiliriz?

3- Vatandaştan dava masrafı almayan “çevre ihtisas mahkemeleri”nin artık kurulma zamanı gelmedi mi? 

Dipnotlar:

 (1) Geçici Madde 1: 07 Şubat 1993 tarihinden önce uygulama projeleri onaylanmış veya Çevre mevzuatı ve diğer ilgili mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı alınmış veya ilgili mevzuat gereğince yer seçimi yapılmış veya yatırım programına alınmış veya mevzi imar planları onaylanmış faaliyetlere bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz.                                                                                                                                          

(2) Geçici Madde 2: Bu Yönetmeliğin yayımından önce güzergah belirlenmesini gerektiren faaliyetlerden ilgili mevzuat gereğince güzergahı belirlenen veya yatırım programına alınan petrol ve gaz boru hatları, enerji nakil hatları, otoyollar, ekspres yollar, devlet yolları ve il yolları faaliyetlerine bu yönetmelik hükümleri uygulanmaz. (23/6/1997 tarih ve 23028 sayılı Resmi Gazete)                

(3) Geçici Madde 4: 7/2/1993 tarihinden önce uygulama projeleri onaylanmış veya çevre mevzuatı ve ilgili diğer mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı alınmış veya yatırım programına alınmış veya mevzi imar planları onaylanmış projelere ve bu tarihten önce üretim ve/veya işletmeye başladığı belgelenen faaliyetlere bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz. (6/6/2002 tarih ve 24777 sayılı Resmi Gazete)

(4) Geçici Madde 3 – (1) 7/2/1993 tarihli ve 21489 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinden önce uygulama projeleri onaylanmış veya çevre mevzuatı ve ilgili diğer mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı alınmış veya yatırım programına alınmış veya mevzi imar planları onaylanmış projelere veya bu tarihten önce üretim ve/veya işletmeye başladığı belgelenen projelere Çevre Kanunu ve ilgili diğer yönetmeliklerde alınması gereken izinler saklı kalmak kaydıyla bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz.                                                                                        

(5) “Geçici Madde 3 – (1) 7/2/1993 tarihli ve 21489 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinden önce;  

  • a) Üretime ve/veya işletmeye başladığı belgelenen projelere,                                                    
  • b) Uygulama projeleri onaylanmış veya çevre mevzuatı ve ilgili diğer mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı alınmış veya yatırım programına alınmış veya mevzi imar planları onaylanmış projelerden (İPTAL EDİLMİŞ OLMASINA RAĞMEN)                                                                                          

 1) Bu Yönetmeliğin EK-I Listesinde yer alan projeler için 17/7/2015 tarihine,

2) EK-II Listesinde yer alan projeler için 17/7/2013 tarihine kadar yatırımına başlanmış projelere,

Çevre Kanunu ve ilgili diğer yönetmeliklerde alınması gereken izinler saklı kalmak kaydıyla bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz.”                                                                                                      

(6) GEÇİCİ MADDE 3 – 

(1) 23/6/1997 tarihinden önce yatırım programına alınmış olup 5/4/2013 tarihi itibarıyla planlama aşaması geçmiş olan veya ihalesi yapılmış olan veya üretim veya işletmeye başlamış olan projeler ile bunların gerçekleştirilmesi için zorunlu olan yapı ve tesislere, Çevre Kanunu ve ilgili diğer yönetmeliklerde alınması gereken izinler saklı kalmak kaydıyla bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz.”

(7) 6486 sayılı kanun, 29.05.2014 tarihli                                                                                        

GEÇİCİ MADDE 3 – 23/6/1997 tarihinden önce kamu yatırım programına alınmış olup, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla planlama aşaması geçmiş ve ihale süreci başlamış olan veya üretim veya işletmeye başlamış olan projeler ile bunların gerçekleştirilmesi için zorunlu olan yapı ve tesisler Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamı dışındadır.”

Baran BOZOĞLU

Eski TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı      

Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Başkanı

Dr. Baran Bozoğlu TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı © 2019

Menü

Sosyal Medya Hesaplarımız